Nüfus yaşlanması: Daha önce benzeri görülmemiş demografik dönüşümün eşiğinde

Dünya üzerinde nüfus yaşlanması insanlık tarihinde eşsiz bir demografik dönüşümü gösterecektir

Nüfus yaşlanması ulusal olağanüstü bir sorun değildir. Bu durum global ölçekte meydana gelmektedir. İnsanlar git gide daha uzun yaşıyor ve dünya da çok sayıda radikal değişikliğe maruz kalmaktadır. Günümüzde dünya üzerinde yaşayan insanların çoğunun şehirlerde yaşaması nedeniyle sanayileşme ve kentleşme, bu değişiklikler üzerinde büyük etkilere sahip olmuştur. 20. yüzyılda beslenme, hijyen, tıbbi gelişmeler, sağlık hizmetleri, eğitim ve ekonomi alanlarında meydana gelen gelişmeler, de günümüzde meydana gelen durumlara yol açacak şekilde büyük bir rol oynamıştır. Bu, gelişmiş ülkelerdeki en yaygın durumken ortalama yaşam süresi, 1980 yılından bu yana gelişmekte olan bazı ülkelerde git gide artış göstermektedir.

Bu eşsiz sosyal dönüşüm hangi zorlukları ve olanakları beraberinde getirmektedir?

İçindekiler:

Nüfus yaşlanması: Globalleşmiş dünyadaki anlamı

Global çağda ileri yaşta sağlık

İleri yaşta zaman ve para

Etkin yaşlanma: Global gündem

 

Nüfus yaşlanması: Globalleşmiş dünyadaki anlamı

Aging population: what does it mean to a globalized world?

Nüfus yaşlanması: Globalleşmiş dünyadaki anlamı
Globalleşmenin yaşlı insanların hayatları üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için öncelikle “globalleşme” teriminin anlamını anlamamız gerekir. “Globalleşme”, yeni moda olmuş bir sözcük ve çok boyutlu bir olaydır, bu nedenle bu terimi tanımlamaya ilişkin herhangi bir fikir birliği yoktur. Bununla birlikte globalleşmenin olası bir tanımı global bir olay olabilir, burada:

“(…) dünyayı çevreleyen ve global piyasanın parçası olarak ülkeleri birbirine bağlayan ticaret ve yatırım alanlarındaki global ekonomik akımlara kapılmış durumdayız.” (Hyde ve Higgs, 2017, s.1)

 

Bu nedenle globalleşme esas olarak mallar ve servisler ile ilgili sosyal, kültürel ve teknolojik bakış açılarını bir araya getiren ekonomik bir süreçtir. Dolayısıyla globalleşme bağlamında analiz edilmedikçe sosyal değişiklikleri anlamamız mümkün değildir.

 

“Mevcut nüfus ortalama bakımından en uzun ortalama yaşam süresine ve geçmişteki en büyük yaşlı insan oranına sahiptir. Aynı zamanda bu değişiklikler, uluslar, bölgeler ve hatta şehirlerle kasabalar arasında daha büyük global birbirine bağlantılılığı beraberinde getirmiştir.” (Hyde ve Higgs, 2017, s.3)

 

Globalleşme birçok farkı faktöre dayalı olarak çalıştığı için bunlar açıklanması basit dinamikler değildir. Genel olarak belirtmek gerekirse ülkeler, global piyasanın parçası olarak birbirine bağlıdır. Taşımacılık da etrafımızdaki dünyanın küçülmesine katkı sağlamıştır. Global işlemler yaşlanma ve ileri yaş deneyimleri üzerinde inkar edilemez bir etkiye sahiptir (Hyde ve Higgs, 2017, s.6) ve her ulusun bu zorlukların üstesinden gelebilmesi için temel reformlar yapılmalıdır.

Doğum oranlarının azalması, daha uzun ortalama yaşam süreleri, kentleşme ve aile hayatında ve sosyal yaşamdaki değişiklikler dahil olmak üzere diğer birçok faktör nedeniyle tüm dünya yaşlanmaktadır. Ancak bu faktörlerin altında gelişim başarıları yatmaktadır. Bazı insanlar; global yaşlanmanın, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sosyal yardım, emeklilik ve sağlık sistemlerinde önemli zorluklara yol açtığını savunabilir. Ancak esas olarak 30 veya 40 yıl içerisinde yaşlı, emekli nüfus büyük ölçüde çalışma yaşındaki insan sayısından daha fazla olacaktır.

Peki bu globalleşmiş dünyada gelecek jenerasyonlar için olumlu görünümleri ve olanakları neler olabilir?

Ulus devletler emekliliğe ve sağlık hizmetleri üzerinde söz sahibi olabilir, ancak bugünlerde tarihsel olarak daha önce öngörülmeyen sosyo-demografik bir gerçekle yüz yüzedir. Halihazırda nüfus yaşlanmasının uzun dönemli etkileri konusunda bazı şüpheler vardır, ancak en kısa zamanda bu konuda karara varılması gerekmektedir.

Bazı gelişmiş ülkelerde bu kararların belirli politikalara çoktan dahil edilmiş olduğu görülebilmektedir. Bu politikalarda bağlılığa olan odak noktası daha sağlıklı ve pozitif yaşlanma konusuna kaydırılmıştır. İşte zorluk tam olarak burada, emeklilik ve yaşlanmaya karşı eski bakış açılarını kırmak ve aktif yaşlanmayı dört gözle bekleme aşamasında ortaya çıkmaktadır.

Bu noktaya nasıl ulaştığımızı daha iyi anlamak için ilerleyen alt başlıklara göz atalım:

20. yy’da yaşlanma ve ileri yaş

Chris Phillipson, bir keresinde “Capitalism and the Construction of Capitalism” (1982) başlıklı eserinde kapitalizm ihtiyacının; üretim etkinliği taylorizm metodolojisi ile tüm iş sürecini kontrol altına almak üzere ortaya çıktığını yazmıştır (Phillipson, Hyde & Higgs yazıları, s. 20).. 20. yy’ın başlarında ortaya çıkan bu yeni paradigmanın parçası olarak sosyal yapı, bireysel sosyoekonomik durum, cinsiyet, etnik köken, yaşam süresi ve devlet arasında siyasi ekonomi zemininde ilişkiler oluşmaya başlamıştır. Bunun bir sonucu olarak hem süreç hem de statü olarak bu yapıya aynı zamanda emeklilik dahil edilmiştir. Diğer bir deyişle emeklilik, bireysel ve toplumsal olarak yaşlılığın fonksiyonel bir karşılığı haline gelmeye başlamıştır.

Çalışanlar, utanç veya yetersizlik duygusu hissetmeksizin daha genç çalışanlar için iş gücü piyasasından ayrılarak hizmet alanından çekilebileceklerdir (Hyde & Higgs, s.13). 60’lı yılların başından bu yana bu teori; yaşam süresinin dönemlere ayrıldığı ve her bir dönemin spesifik gerekliliklere sahip olduğu düşüncesiyle varlığını sürdürmüştür. Yaş tabakalaşması yaklaşımı; “3 modelli kutu” benzeri modele ilişkin olarak sonraki yaşama doğru giden birbirini izleyen aşamalardan geçtiklerini varsaymaktadır (Dannefer ve Setter, 2010, Hyde & Higgs yazıları, s. 15).

Bundan yola çıkarak yaşlı insanların aileleri tarafından bakılması şartından devlet tarafından bakılmasına ilişkin tartışmalar ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni esas olarak yaşlı insanların devlete olan yapısal bağlılıklarıdır. Townsend bu yapısal bağlılığa ilişkin 3 temel politikayı vurgulamıştır:

Townsend ayrıca; bu kaymanın yaşlı insanlar için bir trajedi olduğunu ve yaşlı insanların durumunun kötüye gitmesine yol açtığını, çünkü ailelerin artık yaşlı insanların refahından sorumlu tutulmadıklarını belirtmiştir (Townsend, 1981, hyde & Higgs yazıları, s.17).

 

21. yy’da yaşlanma ve ileri yaş

Son dönemdeki modernlik anlamında batı toplumlarında devlet bakımında olan yaşlı insanlarda büyük düşünümsellik ve bireysellikle birlikte kimlik krizi döneminin devam ettiği ortaya çıkmıştır.

Phillipson’a göre (2003):

“Globalleşme…yaşlanmaya ilişkin ulus devlete dayalı çözümler (ve endişeler) ve global aktörler ve kurumlarca oluşturulan çözümler arasında giderek artan bir gerilimle birlikte yaşlanmanın sosyal tarihçesinde farklı bir aşama sağlamıştır. Yaşlanma artık ‘ulusal’ bir problem veya konu olarak değil, aksine uluslar ötesi kurumlar ve toplumları etkileyen bir konu olarak görülmektedir.” (Hyde & Higgs yazıları, s.29)

Ancak 21. yy’da emekliliğin kurumlardan ayrılması trendi; ileri yaşta refaha ilişkin sorumluluk yükünü devletten alınıp bireylere yüklenmektedir (Hyde & Higgs, s.24).

Bunun dışında Bowling (2005, 2006, Hyde & Higgs yazıları, s. 24) “sağlıklı yaşlanma” ve “başarılı yaşlanmaya” ilişkin modern trendler ve konseptleri yeni yaşlanma formları olarak açıklar. Bunun anlamı; sadece yaşlanma korkusuna sahip olmanın dışında insanlar bugünlerde, bireyin tek sorumluluğu olarak resmedildiği için engelli yaşlanma korkusu duymaktadır.

Bu nedenle seçim, otonomi, aktivite ve verimliliğe ilişkin yapılan vurgular pozitif yaşlanmayı destekleme yerine gelecekteki refah giderlerinin azaltılması anlamına gelmektedir.

Ayrıca Westerhof ve Tulle (2007, Hyde & Higgs yazıları, s.25) gibi bazı önemli gerontologlar kronolojik yaşın ana statüsünü reddetmektedir. Bu, öznel yaş konseptini aralamaktadır. Yaşlanma dönemine giren bireyler, önceki kuşaklardan daha sağlıklı, varlıklı ve aktif oldukça çöküş dönemi olarak görülen geleneksel yaşlanma imajı daha pozitif bir imaj kazanacaktır. Bugünlerde yaşlanmaya geçiş her zaman olduğundan daha akıcı bir durumda.

Global çağda ileri yaşta sağlık

Health in later life in the global era

 

Dünya üzerindeki yaşlı nüfusun sağlığının nasıl dönüşüme uğradığını anlamak büyük bir sorundur, çünkü bu durum mevcut ve gelecekteki sosyal yardım sisteminin canlılığını sağlamak için uyarlanan politikaları etkileyecektir.

Yaşlanmanın kaçınılmaz şekilde sağlığın zayıflamasına, ölüm oranlarının ve/veya engel durumunun artmasına yol açacağı varsayımıyla çelişecek şekilde yaşlı insanların sağlığı bu günlerde önemli bir zaman boyunca gelişme göstermektedir. Bütün olarak değerlendirildiğinde bu durum, sadece ortalama yaşam süresine değil, daha da önemlisi sağlıklı ortalama yaşam süresine ilişkin bir kazançtır. Hyde & Higgs (2017, s.61) tarafından belirtildiği üzere sağlık, ileri yaşın anlamına ve yapısına farklı bir ışık tutacak şekilde yaştan daha bağımsız hale gelmektedir.

Peki ya gelişmekte olan dünyadaki yaşlı insanlar? Kentleşmenin; insanları, yaşlı insanların tıbbi tedavilere erişemediği veya bunları karşılayamadığı kırsal toplumlardan uzağa çekme konusunda önemli bir rol oynadığının bilincindeyiz. Ancak uzun vadede gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yaşlı insanların sağlığının da yavaş yavaş gelişeceğine ilişkin göstergeleri görebiliyoruz.

 

Dünya Sağlık Örgütü’ne (2015) göre ekonomik gelişme seviyesi ve yaşamın farklı dönemlerinde ölme riski arasında belirgin bir ilişki vardır.

2015’te Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Raporu’na dayalı olarak 65 yaş ve üzeri insanların ortalama yaşam süresi özellikle Sahraaltı Afrika, Orta Doğu & Kuzey Afrika bölgelerinde oldukça yavaş ve dünyanın diğer bölgelerinde önemli ölçüde artmaktadır. Ancak aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere ortalama yaşam süresi ve dünyanın her bölgesinde toplam sağlık gideri arasında yakın bir ilişki vardır.

 

World Health Organization: Total expenditure on health as a percentage of the gross domestic product - 2011

 

Güney ve Doğu Asya (Japonya hariç) ve Orta Afrika gibi bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine nispeten az harcanmaktadır. Diğer taraftan örneğin Fransa gayrisafi yurtiçi hasılasının %10’undan fazlasını sağlık hizmetlerine harcamaktadır. Kanada, Avrupa ve Orta Asya da sağlık hizmetlerine yüksek miktarda harcama yapmaktadır.

Sağlık hizmeti harcamaları bakımından global bir yakınsama söz konusu değildir. Ancak ülkeler globalleşmeye daha açık hale geldikçe sağlık hizmetlerine yapılan harcamalarda bir azalma olduğuna ilişkin herhangi bir gösterge mevcut değildir.

 

İleri yaşta zaman ve para

Time and money in later life

Tarih boyunca yaşlılığın sağlığın zayıflaması, hastalık ve ölüm oranı ile eşanlamlı olduğu bilinen bir düşüncedir. Bu nedenle ileri yaşa dair olumlu bir anlatı oluşturmak için bu ilişkiyi kırmak önemlidir. Sağlık ve ortalama yaşam süresine ilişkin değişen modellerin ileri yaş ve zayıf sağlık arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğinden dolayı bunun yapılması gereklidir.

Bu nedenle globalleşme bağlamında ekonomi ve sonraki yaşamın birbiriyle etkileşim içinde olduğu farklı yolları anlamak önemlidir. 20. Yy’dan bildiğimiz yaşamın kurumsallaşması ifadesi; emekliliğin, yaşlılığın temel olarak ulus devletin sosyal yardım hizmetine bağlı olmak şeklinde anlaşıldığına ilişkin hakim bakış açısı haline geldiği anlamına gelmiştir.

Ancak son 5 veya 10 yıl boyunca en refah uluslarda önemli sayıda devlet bu trendi tersine çevirmeyi düşünmüştür ve çalışma hayatını uzatmaya ilişkin politikaları değiştirmektedir. Bu durum yaşlı yetişkinlerin şimdi ve gelecekteki jenerasyonlarının uzun kariyer dönemini nasıl idare ettirebilecekleri hakkında birçok soruyu ortaya çıkarır.

21. yy’ın ikinci on yılında köprü işler, emekli olmama, kısmı emeklilik, karışık kariyer ve yeniden kariyer gibi yeni iş pozisyonlarına ilişkin daha kompleks bir set ile sonuçlanması gerekecek şekilde “etkin yaşlanma” politikalarının uygulanmaya başlanacağının görülmesi kaçınılmazdır.

Ancak Hyde ve Higgs’e (2017, s.97) göre global trend ne olursa olsun ulusal hükümetler açık bir ekonomiyi sürdürürken emeklilik sisteminin yapısını belirleme gücüne de sahip olacaktır.

Şüphesiz bazı değişiklikler olmakta ve birçok Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde sonraki yaşam fakirlikle daha az ilişkili olmaktadır. Diğer taraftan gelişmekte olan ülkelerde ileri yaş fakirlik riskiyle karşı karşıyadır.

 

Etkin yaşlanma: Global gündem

Active aging: global agenda

Ortalama yaşam süresindeki global artış, yaşamımızın ne kadar süreceğine ilişkin geleneksel anlatılarla karşı karşıyadır. Bu durum Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya için geçerlidir, ancak bu durumun aynı şekilde tüm ülkeler için geçerli olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Buna rağmen 20. yy’ın sonlarında insanların 70’li yaşlara kadar yaşayacağının beklenebildiği ülke sayısı artmıştır.

Bu nedenle nüfus yaşlanmasının tamponlanmasına yardımcı olmak için daha güçlü sosyal sağlık sistemleri ve sosyal güvenlik programları gerekmektedir. Yaşlılar toplumumuz için oldukça önemlidir ve kenara itilmemelidir. Yaşlı insanların paylaşacağı çok şey vardır ve global aktif yaşlanma politikaları da özellikle emeklilik yaşının uzamasının mümkün hale gelmesini sağlayan koşulların oluşturulmasıyla yaşlı insanların gençlerle etkileşim halinde olmasına ve yeni iş piyasası girişlerini almak için yeterli işin bulunmasına yardımcı olmalıdır. Etkin yaşlanmanın dünya gündeminin bir parçası olması gelecek 20 veya 30 yıl içerisinde yaşlı insanların, daha iyi bir toplumun gelişmesinde etkin ajanlar olarak statülerini geri kazanacakları olumlu bir senaryo söz konusu olacaktır.

 

Diğer kaynaklar:

United Nations, Department of Economic and Social Affairs, Population Division (2015). World Population Prospects: The 2015 Revision, Key Findings and Advance Tables. Working Paper No. ESA/P/WP.241. [https://esa.un.org/unpd/wpp/publications/files/key_findings_wpp_2015.pdf]

Hyde, M., Higgs, P, (2017), Ageing and Globalisation, from the series “Ageing in a Global Context”, Policy Press, University of Bristol. [https://policypress.co.uk/ageing-and-globalisation]

Tarafından yazılmıştır Stannah en 21-08-2019